| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Yazılar arşiv 03.2009 Other entries in 2009-03 resimler , videolar

Hayko Cepkin ve Ceza Rap ve Rock kardeşliğini gösterdi !!!


Üyelik tarihi: Dec 2007
Üye No: 1385
Bulunduğu yer: ankara
Yaş: 18
Mesajlar: 9.626
Konular: 3021
Ruh Halim:
Tecrübe Puanı: 150 bunaliMelankolik is on a distinguished road
Hayko Cepkin ve Ceza Rap ve Rock kardeşliğini gösterdi !!! Olay fotolar !!!!!!

window.google_render_ad(); window.google_render_ad();






evet arkadaşlar bu ayki blue jean dergisini alanlar böyle klas fotoğraflar görecekler artık rap'le rock'ın bir arada olduğunu 2 kültüründe birçok ortak özellik barındırdığını ve yersiz kavgaların yaşandığını söylediler genel anlamda...zaman barışma zamanı dediler..ve düşmanlara taş çatırdarcasına 2 kültürün de el hareketini yaptılar ceza rock taki el işaretini hayko ise rapteki...herkese çok güzel bir mesaj verdiler...kutluyorum vuv..Türkiyedeki saçma sapan önyargılar kırılacak artık sanırım..çok güzel !!!
__________________











hayal ediyorum eşit bir dünyayı...
hayal ediyorum önyargısız bir yaşamı...
hayal ediyorum suratıyla nefret kusmayan insanları...
hayal ediyorum kurtlar vadisinden çıkma tiplerin olmadığı bir yaşamı...
hayal ediyorum seni ve sendekileri...
hayal ediyorum yalansızlığı,çıkarcı olmayan insanları..
hayal ediyorum herşeyi...

sadece hayal ediyorum biliyorum...
hayalsizliği HAYAL ediyorum...

m3L3s - Dünden Bugüne Unreleased

'Dünden Bugüne Unreleased' isimli albümünü sizlere sunan M3l3s ile bir video röportaj gerçekleştirdik.

Video Röportaj:
İndir: m3L3s - Dünden Bugüne Unreleased [Video Röportaj]
İndir - Alternatif (RapidShare): m3L3s - Dünden Bugüne Unreleased [Video Röportaj]
İzle (RaptetekTV): m3L3s - Dünden Bugüne Unreleased [Video Röportaj]

Full Albüm:
İndir: m3L3s - Dünden Bugüne Unreleased [Full Albüm]



Sokrat ST &Sokrat - Dutoserebrum Mixtape

Dikkat Recordz'da çalışmalarını sürdüren Sokrat ST ve Kamufle ortak çalışmaları olan "Dutoserebrum Mixtape"i dinleyenlerin beğenisine sunuyor.Albümde hiç feat'e yer vermeyen ikili bir yandan 9.Cadde adlı yine ortak çalışıcakları yeni albümün çalışmalarına devam ediyor. Keyifli dinlemeler...





10 Tracklik Dutoserebrum Mixtape'inin kayıtları Dikkat üssü Home recordz'da alınmıştır ve Mix işlemleri Sokrat ST' ye aittir.

Sokrat ST & Kamufle - Dutoserebrum Mixtape TrackList;

01.
9 Mile
02. Safkan Battle
03. 07 - 09
04. Dutoserebrum
05. Yol Arkadaşım
06. 3 Karınca 5 Sinek
07. ER doğan
08. Arkadaş
09.Kapadım kulaklarımı
10. Çıkış

Full Album: Sokrat ST & Kamufle - Dutoserebrum Mixtape

Alternatif [RapidShare]:
Sokrat ST & Kamufle - Dutoserebrum Mixtape


 

ATATÜRK HAYATI


ATATÜRK'ün HAYATI

Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik'te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın'dan Makedonya'ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi. Atatürk'ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.

Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi'ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği'nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik'e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi'ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye'ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına "Kemal" i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi'sini bitirip, İstanbul'da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi'ne devam etti. 11 Ocak 1905'te yüzbaşı rütbesiyle Akademi'yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam'da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907'de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır'a III. Ordu'ya atandı. 19 Nisan 1909'da İstanbul'a giren Hareket Ordusu'nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa'ya gönderildi. Picardie Manevraları'na katıldı. 1911 yılında İstanbul'da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.

1911 yılında İtalyanların Trablusgarp'a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911'de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912'de Derne Komutanlığına getirildi.

Ekim 1912'de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır'daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne'nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915'te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ'da görevlendirildi.

1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı'nda, Mustafa Kemal Çanakkale'de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine "Çanakkale geçilmez! " dedirtti. 18 Mart 1915'te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası'na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915'te Arıburnu'na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal'in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı'nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915'te Arıburnu'nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal'in askerlerine "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!" emri cephenin kaderini değiştirmiştir.

Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları'dan sonra 1916'da Edirne ve Diyarbakır'da görev aldı. 1 Nisan 1916'da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis'in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep'teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917'de İstanbul'a geldi. Velihat Vahidettin Efendi'yle Almanya'ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad'a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918'de Halep'e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918'de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelip Harbiye Nezâreti'nde (Bakanlığında) göreve başladı.

Mondros Mütarekesi'nden sonra İtilaf Devletleri'nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. 22 Haziran 1919'da Amasya'da yayımladığı genelgeyle "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını " ilan edip Sivas Kongresi'ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi'ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919'da Ankara'da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.

Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'I işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması'nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu'nu paylaşan I. Dünya Savaşı'nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye - ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.

Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır:

  • Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü'nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı.

  • Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921)

  • I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921)

  • II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921)

  • Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)

  • Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922)

Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal'e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması'yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.

23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı'nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922'de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu'yla yönetim bağları koparıldı. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet'in ilk hükümeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ve "Yurtta barış cihanda

barış" temelleri üzerinde yükselmeye başladı.

Atatürk Türkiye'yi "Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak" amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:

1. Siyasal Devrimler:
· Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
· Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
· Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

2. Toplumsal Devrimler
· Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)
· Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)
· Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
· Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)
· Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)
· Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)

3. Hukuk Devrimi :
· Mecellenin kaldırılması (1924-1937)
· Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)

4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:
· Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)
· Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)
· Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)
· Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)
· Güzel sanatlarda yenilikler

5. Ekonomi Alanında Devrimler:
· Aşârın kaldırılması
· Çiftçinin özendirilmesi
· Örnek çiftliklerin kurulması
· Sanayiyi Teşvik Kanunu'nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması
· I. ve II. Kalkınma Planları'nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması

Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934'de TBMM'nce Mustafa Kemal'e "Atatürk" soyadı verildi.

Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk'ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti.

Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye'yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.

15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyet'in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku'nu okudu.

Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923'de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.

1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox'a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği'ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı. Fransızca ve Almanca biliyordu.
 
ATATÜRK'ÜN SON YILLARI VE ÖLÜMÜ
 
Atatürk'ün ilk hastalık belirtisi 1937 yılında ortaya çıktı. 1938 yılı başlarında Yalova'da bulunduğu sırada, ciddî olarak hastalandı. Buradaki tedavi olumlu sonuç verdi. Fakat tamamen iyileşmeden Ankara'ya yaptığı yorucu yolculuk, hastalığının artmasına sebep oldu. Bu tarihlerde Hatay sorununun gündemde olması da onu yormaktaydı. Hasta olmasına rağmen, Mersin ve Adana'ya geziye çıktı. Kızgın güneş altında askerî birliklerimizi teftiş edip tatbikat yaptıran Atatürk, çok yorgun düştü. Ülkü edindiğimillî dava uğruna kendi sağlığını hiçe saydı. Güney seyahati hastalığının artmasına sebep oldu. 26 Mayıs'ta Ankara'ya döndükten sonra tedavi ve istirahat için İstanbul'a gitti. Doktorlar tarafından, siroz hastalığı teşhisi kondu.
 
Deniz havası iyi geldiği için, Savarona Yatı'nda bir süre dinlendi. Bu durumda bile ülke sorunlarıyla ilgilenmeye devam etti. İstanbul'a gelen Romanya kralı ile görüştü. Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. 4 Temmuz 1938'de Hatay Antlaşması'nın yürürlüğe girmesi Atatürk'ü çok sevindirip moralini düzeltti. Temmuz sonlarına kadar Savarona'da kalan Atatürk'ün hastalığı ağırlaşınca Dolmabahçe Sarayı'na nakledildi. Fakat hastalığı durmadan ilerliyordu. O'nun hastalığını duyan Türk halkı, sağlığıyla ilgili haberleri heyecanla takip ediyor, bütün kalbiyle iyileşmesini diliyordu. Hastalığının ciddiyetini kavrayarak 5 Eylül 1938'de vasiyetini yazıp servetinin büyük bir kısmını Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarına bağışladı. Ekim ayı ortalarında durumu düzelir gibi oldu. Fakat, çok arzuladığı hâlde, Ankara'ya gelip cumhuriyetin on beşinci yıl dönümü törenlerine katılamadı.
 
29 Ekim 1938'de kahraman Türk Ordusu'na yolladığı mesaj, Başbakan Celâl Bayar tarafından okundu. "Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferlerle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu!" sözü ile Türk Ordusu'nun önemini belirtmiştir. Yine aynı mesajda "Türk vatanının ve Türk'lük camiasının şan ve şerefini, dahilî ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni, her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır" diyerek Türk Ordusu'na olan güvenini belirtmiştir.
 
Atatürk 1 Kasım 1938'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılış töreninde de bulunamadı. Hazırladığı açılış nutkunu Başbakan Celâl Bayar okudu. Atatürk bu nutkunda ülkenin imarı, sağlık hizmetleri ve ekonomi konularındaki faaliyetleri açıkladı. Bundan başka eğitim ve kültür konularına da temas edip gençliğin millî şuurlu ve modern kültürlü olarak yetişmesi için İstanbul Üniversitesi'nin geliştirilmesi, Ankara Üniversitesi'nin tamamlanması ve Van Gölü civarında bir üniversitenin kurulması için çalışmaların yapıldığını belirtti. Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarının çalışmalarından duyduğu memnuniyeti açıkladı. Ayrıca Türk gençliğinin kültürde olduğu gibi spor sahasında da idealine ulaştırılması için Beden Terbiyesi Kanunu'nun uygulamaya konulmasından duyduğu memnuniyeti belirtti. Atatürk, ölümüne kadar memleket meselelerinden bir an olsun uzak kalmamıştı.
 
Atatürk'ün hastalığı tekrar şiddetlendi. 8 Kasımda sağlığıyla ilgili raporlar yayımlanmaya başlandı. Bütün memleketi tekrar derin bir üzüntü kapladı. Her Türk'ün kalbi onun kurtulması dileğiyle çarpıyordu. Ancak, kurtarılması için gösterilen çabalar sonuç vermedi ve korkulan oldu. Dolmabahçe Sarayı'nda 10 Kasım 1938 sabahı saat dokuzu beş geçe, insan için değişmez kanun, hükmünü uyguladı. Mustafa Kemal Atatürk aramızdan ayrıldı. Bu kara haberle, yalnız Türk milleti değil, bütün dünya yasa büründü. Büyük, küçük bütün devletler onun cenaze töreninde bulunmak üzere temsilciler göndererek, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusuna karşı duydukları derin saygıyı belirten mesajlar gönderdiler. 16 Kasım günü Atatürk'ün tabutu, Dolmabahçe Sarayı'nın büyük tören salonunda katafalka konuldu.
Üç gün üç gece, gözü yaşlı bir insan seli ulu önderine karşı duyduğu saygı, minnet ve bağlılığını ifade etti. Cenaze namazı 19 Kasım günü Prof. Şerafettin Yaltkaya tarafından kıldırıldı. On iki generalin omzunda sarayın dış kapısına çıkarılan tabut, top arabasına konularak, İstanbul halkının gözyaşları arasında Gülhane Parkı'na götürüldü. Buradan bir torpido ile Yavuz zırhlısına nakledildi. Büyük Ada açıklarına kadar, donanmamız ve törene katılmak için gelmiş olan yabancı gemilerin eşlik ettiği Yavuz zırhlısı cenazeyiİzmit'e getirdi. Burada Yavuz zırhlısından alınan cenaze, özel bir trene kondu. Atalarına son saygı görevlerini yapmak üzere toplanan halkın kalbinde derin bir üzüntü bırakarak Ankara'ya getirilmek üzere hareket edildi.
 
Atatürk'ün vefatı üzerine cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, bakanlar, Genelkurmay Başkanı, milletvekilleri ile ordu ve devlet ileri gelenleri tarafından karşılanan cenaze, Türkiye Büyük Mîllet Meclisi önünde hazırlanan katafalka kondu. Ankara halkı da onun cenazesi önünden saygıyla geçerek son görevini yaptı. 21 Kasım 1938 Pazartesi günü, sivil ve askerî yöneticiler ile yabancı devlet temsilcilerinin hazır bulunduğu ve on binlerce insanın katıldığı büyük bir tören yapıldı. Daha sonra Atatürk'ün tabutu katafalkta alınarak. Etnografya Müzesinde hazırlanan geçici kabre kondu. Türk milleti daha sonra, bu büyük insana lâyık, Ankara Rasattepe'de bir Anıtkabir yaptırdı. 10 Kasım 1953'te Etnografya Müzesinden alınan Atatürk'ün naaşı Anıtkabir'e getirildi. Burada yurdun her ilinden getirilmiş olan vatan topraklan ile hazırlanan ebedî istirahatgâhına yerleştirildi.
 
 

Anekdot ait Tüm Müzikler

--Anekdot 16 Bar
--Anekdot Barış Adına Savaş
--Anekdot Bazı An'lar Silinmeli
--Anekdot Gördügüme Sevindim
--Anekdot Mesafeler Daraldı ft Serzeniş & Nara & Devran
--Anekdot Tiplere Bak ft Rapidworry & Guardian
 

Sagopa Kajmer - Yeni Albüm - Kör Cerrah - Pesimist EP 5 Parmak - İndir

Sagopa Kajmer - Yeni Albüm - Kör Cerrah - Pesimist EP 5 Parmak - İndir


Ceza'nın son albümü 'Bomba Plak'tan sonra başka bir RAP albüm de Sagopa'dan geldi.

Sagopa Pesimist EP serisinin sonuncusu olan EP5 internetten bedava sunuldu.Toplam 5 şarkı var. Parçalar yine güzel yine harika.

1. Sagopa Kajmer - Aşk Yok Artık
2. Sagopa Kajmer - Ateşten Gömlek
3. Sagopa Kajmer - Muamma
4. Sagopa Kajmer - Fırtına ve Şimşek
5. Sagopa Kajmer - Hep Taarruz Var

Pesimist EP 5 İNDİR ---> Şifre: www.turkrap.be


Ayrıca bununla birlikte Kolera - Kolostrofobi EP de çıktı.Kolera'nın ise toplam 4 şarkısı var.

1. Kolera - Sen Nasıl Bir insansın?
2. Kolera - Şekerpare
3. Kolera - Şermin
4. Kolera - Vitrindeki Manken (Geberik Gelin)

Lenny Kravitz ile Düet

ceza Röportajı, lenny kravitzStar’da başlayan “Rapstar”ın jüri üyesi Ceza, rock müziğin efsane ismi Lenny Kravitz’le düet yapacağını söyledi:

“Türkiye’de konser verdiği sırada Lenny Kravitz ile bir aradaydık. Muhabbet ettik, stüdyoya girdik. Sosyal sorumluluk projesi için onunla belki dünya çapında bir projemiz olacak.”


Lenny Kravitz’le düet yapacak

Star TV’nin “Rapstar” yarışmasında jüri üyeliği yapan Ceza, kendisi için “Rap müziği popüler yaptı” eleştirisinde bulunanlara “En underground benim” yanıtını verdi. Ceza ayrıca Lenny Kravitz ile düet yapacağını da müjdeledi: “Türkiye’de konser verdiği sırada Lenny Kravitz ile bir aradaydık. Onunla birlikte muhabbet edip, stüdyoya girdik. Bir sosyal sorumluluk projesinde bir araya geleceğiz. Bu proje dünya çapında yayınlanacak.”

“Rapstar”da yer almaya nasıl karar verdiniz?

Eninde sonunda yapılacak bir yarışmaydı. İki seneden beri birçok kanaldan bu konuda teklif geliyordu bana... İşte şimdi ulusal bir kanalda rap yarışması düzenliyoruz. Star TV gibi büyük bir kanalda böyle bir yarışmanın olması çok güzel. Elimizden geldiği kadar rap’in tanınması için çaba göstereceğiz. En azından insanların kulağında rap’e bir aşinalık yaratıyoruz.

Nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Çok güzel geri dönüşleri oldu programın. Özellikle Anadolu’dan ve yaşı 40’ın üzerinde olan izleyicilerden mail’ler alıyoruz.

Yani bu yarışma rap müziği daha popüler yapacak...

Sonuçta rap’in Türkiye’deki yerini bulmasını bu yarışma tek başına sağlamayacak ama bu önemli bir adım.

Rap müziği gençlere öğretme konusunda daha önce çalışmalarınız oldu mu?

Avrupa’da workshop çalışmaları yaptım. Türkiye’de de böyle bir şey yapmak istedim ama finans desteği bulamadık. Sponsorlar zamanında yanlış yerlere destek verdiği için artık sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yiyor. Berlin’de gençler için workshop düzenledik. Şehrin kültür fonu yılda 50 projeye destek veriyordu ve bir tanesi benimkiydi. Orada Volkan T ile birlikte Alman, Türk, Arap gençlerine dersler verdik. İlk geldiklerinde elleri titriyordu ama sene sonunda hepsi rap star gibiydi.

Diğer jüri üyesi Fuat Ergin ile bir dönem kavgalıydınız. Ancak “Rapstar”dan önce barışmıştınız. Galiba barışmanız “Rapstar”la resmiyet kazandı.

Evet, Ayben’in video klibinde bir araya gelmiştik. Orada küs olan birkaç rap’çi daha vardı ve hepimiz o video klipte gerçekten bir arada olduğumuzu göstermiştik. Bizim aramızdaki küslükler rekabetten ve duygusallıktan ileri gelen küslüklerdi. Amerika’daki rap kavgaları gibi milyon dolar kavgaları değil. Aramızdakiler şahsi problemlerdi. Hepsini kenara ittik sonuçta olgun insanlarız. İşin haricinde yaşanmış güzel anlar da var. Bir dönem sürtüşme oldu ama geçti.



Killa Hakan ile Bomba Plak isimli bir düet albüm piyasaya sürdünüz...

Geçen sene workshop’a dolayısıyla sık sık Berlin’e gidip geliyordum. Berlin’de de Killa Hakan’da kalıyordum, birlikte zaman geçirdik hep. Zaten o da Türkçe rap’i Avrupa’da temsil eden en iyi isimlerden biri. Berlin ve İstanbul hattını birleşti bir düet albüm yaptık, umarım herkes beğenir.

Solo albüm ne zaman çıkaracaksınız?

Hâlâ albüm üzerinde çalışıyoruz, haziran gibi piyasada olacak. Konserlerimiz de yakında başlayacak.

Hakkınızdaki haberleri siz söylemeseniz bilemeyeceğiz. Mesela yurtdışında büyük festivallere katılıyorsunuz ama medyaya pek yansımıyor. Siz neye bağlıyorsunuz bu habersizlik durumunu. Rap hâlâ ‘underground’ (yeraltı) mı?

Değil tabii ki... Türkiye’de daha iyi bir yer alacak yakında. Tüm dünyada bilinen bir gerçek rap. Dönem dönem rap, rock, pop yükselir. Türkiye’deki rock müzik 40 sene sonra günümüzdeki halini aldı. Rap müzik de bir geçiş aşamasında. Diğer türlerde müzik yapıp Avrupa’ya giden sanatçılar genelde bizim vatandaşlarımıza konser veriyor ama ben dünyanın birçok yerinde ağırlıklı yabancılara konser veriyorum. Dünyanın en büyük hip hop festivallerinde yer aldım ve ne mutlu ki bana buralara katılan ilk Türk rap sanatçısı unvanını kazandım. Hiphopfest, MTV Open, Splash Fest gibi büyük organizasyonlarda dünyaca ünlü rap’çilerle bir araya geldik. Barcelona’da verdiğim mini konserimde içeride 400’e yakın insan vardı ve bu kitlenin 300’e yakını yabancıydı. Yabancıların çoğu parçalarıma eşlik etti. Sadece Türkiye sınırları içinde değil, yurtdışında da hayranlarım oluşmaya başladı. Bunu görmek çok güzel. Rap’in doğduğu yer; New York’ta Funky C ile birlikte konser verdik. İnanılmazdı. Bizimle fotoğraf çektiren Afro Amerikalılar vardı.

Olmak istediğin yerde miydiniz o an?

Aslında olmak istediğim yeri kestiremiyorum. Hep bildiğim şeyi yapmaya devam edeceğim. Böyle güzel şeyler yaşamak insanı mutlu ediyor. Bu konserlerin verdiği manevi haz hiçbir şeyle ölçülemez.

Eminem gibi benim de film çekmemi istiyorlar

Albüm tamam, program da öyle. Müslüm Gürses’le son bir düetiniz de yakında kulaklarımıza çalınacak. Sırada neler var?

Eminem’in grubu D12 ile bir parça yaptım. Amerika’da çıkacak bu albüm. Türkiye’de konser verdiği sırada Lenny Kravitz ile bir aradaydık. Onunla muhabbet edip, stüdyoya da girdik. Bir sosyal sorumluluk projesinde bir araya geleceğiz. Bu proje dünya çapında yayınlanacak. Onun haricinde film teklifleri var ama saçma sapan şeyler. Çoğunluk “8 Mile”ın (Eminem’in hayatını anlatan, başrolünde Eminem’in oynadığı film) yerli versiyonu.

Hazıra konmak yani...

“Ceza ne yapsa seyredilir” gibi bir mantıkla çekilen bir şeyin içinde olmak istemiyorum. Tabi ki filmde oynamak istiyorum, eskiden beri hevesim var. Mesela Fatih Akın’ın “İstanbul’un Sesi” belgeselinde yer aldım. Ama oyunculuk gerektiren bir rol olacaksa seçici davranmam gerekiyor.

35 yaş üstüne tanıttık

Rap’i çok popülerleştirdiğiniz için size kızanlar da var...

Eleştirenlerin çoğu ne albümümü almıştır, ne konserime gelmiştir. Rap’e hiçbir katkısı olmayan, zamanlarını internette geçirip kıskançlık yapan insanlar bunlar. Birinin kendini öne atması gerekiyor. Mesela Candan Erçetin, Mercan Dede ve Yıldız Tilbe ile yaptığımız çalışmaların rap’e çok katkısı oldu. “Rapstar”da yaptıklarımızı görenler rap’i daha iyi anlamaya başladılar. Hâlâ rap’in kötü bir şey olduğunu söyleyen insanlar var. Underground devam etmek isteyen, öyle devam etsin. Bence en underground işi ben yapıyorum Türkiye’de.

Sagopa Kajmer ile aranızdaki 100 bin TL’lik davanın seyri nasıl gidiyor?

Dava süreci devam ettiği için konu hakkında konuşmak istemiyorum. Sonucu hep beraber göreceğiz.

Ritme takılma Mesaja bak

Ritme takılma Mesaja bak
ceza, killa hakan, zaman roportajRap müziğin grafiği ülkemizde gittikçe yükseliyor. Artık caddelerde, sokaklarda, televizyon dizilerinde, sinema filmlerinde ve birçok sanatçının albümlerinde rap ezgileri kendini gösteriyor. Şimdi rap yelpazesine bir de yarışma eklendi.



Rap star isimli yarışma programı bu müziğin popülaritesini daha da artıracağa benziyor. Rap deyince Türkiye'de ilk akla gelen isim Ceza. Sayısız hit şarkıya, düete ve birçok albüme imza atan sanatçı, yaklaşık bir yıldır gözlerden uzak Almanya'da yaşıyordu. Geçtiğimiz günlerde, 'bomba' bir albümle yurda döndü. Sanatçı, Almanya'da yaşayan Türk rap sanatçısı Killa Hakan'la birlikte ilk kez bir düet albüme imza attı. İki sanatçının 'Bomba Plak' adını verdikleri albümde savaş, ırkçılık, çıkar ilişkileri, yolsuzluk, politik çarpıklıklar ve daha birçok konuya dikkat çekiliyor. Rap müziğinin kökeni Amerika olmasına rağmen bu albümde Amerikalı rapçiler de eleştirilerden nasibini alıyor. Kadın istismarı eleştiriliyor ve kadın sömürüsüne dikkat çekiliyor.


LAYLAYLOM DİNLEYİCİ İSTEMİYORUZ
Türkiye'de rap müziği denince ilk akla gelen Ceza ve Almanya'da yaşayan gurbetçi rap sanatçısı Killa Hakan, Bomba Plak adlı albümde bir araya geldi. Albümde savaştan ırkçılığa, yolsuzluktan kadın istismarına kadar birçok konu sert sözlerle eleştiriliyor. Ceza ve Killa Hakan rap müziğinin Türkiye'de geldiği yerden memnun. Sanatçılar, bu müziğin ülkemizde gelecekte hak ettiği yere geleceğinden emin. İnsanların bu müziği dinleyenlerin ya da yapanların görünüşüyle değil sözleriyle ve verdiği mesajlarla ilgilenmesi gerektiğini söyleyen ikili, İsrail'in Filistin'de gerçekleştirdiği trajediyi de sert bir dille eleştiriyor. İki sanatçıyla albümle ilgili konuştuk.

Ortak albüm fikri nasıl oluştu?

Killa Hakan: Biz uzun süredir tanışıyoruz. Hep böyle bir albüm için imkân arıyorduk. Birlikte gittiğimiz konserlerde inşallah bir gün bir araya geliriz diyorduk. Tam bunları düşünürken Ceza, Berlin'de bir rap atölye çalışmasına başladı. Türk gençleri de dahil Avrupa'nın birçok ülkesinden gençler bu atölyeye katıldı. Bu çalışmalar devam ederken bir de albüm çalışmasına başladık. Hem Türkiye hem de Avrupa versiyonu olan bir albüm yaptık.

Albümün Avrupa versiyonu ile Türkiye versiyonu arasında ne fark var?

K.H: Türk versiyonu sadece Türkçe. Avrupa versiyonunda Almanca çok tanınan hit parçalar var. Bu albümle Avrupa'da da tanınan birçok rap sanatçısına sahip olduğumuzu göstermek istedik. Ayrıca Avrupa'daki birçok ünlü rap sanatçısı ile de çalıştık.

Aslında müzikte dil farkı önemli değil. Rap müziği sözlerin hızlı geçtiği bir müzik. Bu müzik de dil sorunu yok diyebilir miyiz?

Ceza: Biz de yıllarca yabancı müzik dinledik. Almanca rap'i anlayamıyorum ama dinlediğim zaman beni gerçekten etkiliyor. Mesela ben İspanya'da konser verdiğim zaman hiç Türkçe bilmeyen insanlar da gelip dinlediler. Dil bilmek insana daha büyük keyif verir tabii ki ama önce insanları müzikle etkilemek gerekiyor. Müzikten ve sizden etkilenenler sözleri de merak ediyor ve biz de açıklıyoruz. Ben Amerika'da da konser verdim. Yabancıların da sizi ve müziğinizi talep etmesi dil farkının ortadan kalktığının göstergesidir. Anlaşıldığında daha zevkli olur.

Bomba Plak'ta bu müzik kültürün doğduğu yer olan Amerika'daki rap kültürünü ve şarkılardaki kadın istismarını eleştiriyorsunuz...

K.H: Herkesin kültürüne saygımız var. Biz rap'i kendi dilimiz ve değerlerimizde yaptığımız için bize uygun olmayan şeyleri eleştiriyoruz.

Ceza: Mesela 50 Cent filmlerinde çıplak kadın oynatabiliyor. Amerika'daki rapçiler kliplerinde 'ben kadın satıcısıyım' diye gezebiliyor. Biz böyle bir şey söyleyemeyiz; zaten söylemiyoruz da. Ben orada yapılan kadın istismarını Yerli Plaka adlı şarkımın klibinde de eleştirmiştim. Zenginlik, kadın ve lüks arabalar değil rap müzik. Aksine toplumdaki ve dünyadaki yanlışları eleştiren bir müzik bizim yaptığımız. Bu albüm için çektiğimiz klipte de onlar gibi her şeyin sahibi olmadığımızı halkın ve sokakların içinden geldiğimizi vurguluyoruz.Bu müziğin kökeni orası olabilir ama herkes kendi değerleriyle var olur.

Giyim tarzından dolayı gençlere kötü örnek olduğunuz konusunda rap eleştirisi yapıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ceza: Gençler artık kendilerini bir şekilde göstermek istiyorlar; sporla, elde ettikleri başarılarla ve giyim tarzları ile... Mesela sokaklarda, Punk dinleyenler saçlarını Mohikan şeklinde kesip, renkli ayakkabıları parlak kıyafetleri ile geziyorlar; Metallica ve rock dinleyenler uzun saçlı, simsiyah elbiseler giyip geziyorlar. Rap dinleyen gençlerin de belli bir giyim tarzı var haliyle. onlar da ben buyum diyor. Mevlânâ'nın bir sözü var 'Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol' diye. Ben neysem öyle giyiniyorum. Tam Amerikalı rapçiler gibi giyinmesek de biz de belli ediyoruz tarzımızı. Şekle fazla takılmamak lazım. Sözlerimizi ve mesajlarımızı dinlesinler. Bunu eleştirenlere de saygı duyarız ama rapçi gibi giyinince Amerikan olunuyormuş diye bir eleştiriyi kabul etmiyoruz. Almanya ve Fransa'da rapçi Türk gençleri daha ciddî giyiniyorlar, bazı ülkelerdeki arkadaşlarımız da aşırı abartıyor ve değişik renkte saç sakal şekilleri, küpeler... Bizim istediğimiz daha ciddi bir şekil, aynı zamanda toplumumuza da uygun olan. Zaten gençlere de terbiye verecek biz değiliz. Ki hiçbir zaman yanlış örnek olduğumuzu da düşünmüyorum. Biz her zaman söylemişizdir: "Kavga etmek yerine sözlerinizle meseleleri çözün, etnik kökenleriniz, giyinişiniz, dinlediğiniz müzik yüzünden birbirinizden ayrılmayın, kitap okuyun, eğitiminizi sonuna kadar devam ettirin..." Bizim en büyük mesajlarımız bunlar. Savaşa, ırkçılığa karşı olduğumuzu dile getiriyoruz. İnsanlar sadece yanlış gibi gördükleri şeyleri örnek gösteriyor. Biz de yapabiliriz kadınlarla materyalleri biz de kullanabiliriz. Ama bizim derdimiz bu değil, anlatılacak daha çok şey var.

Bu albümde çok sert sözler ve eleştiriler var. Bu kadar sert sözlerin nedeni ne?

K.H: Bu albümde, olduğumuz ve yaşadığımız durum neyse onu dillendirdik. Senelerden beri aldığımız öğretimlerin kafamızda oluşturduğu filmle zamanı birleştirip metinler oluşturuyoruz. İlk defa böyle bir çalışmamız olduğu için açık bir şekilde duygularımızı belli etmek istedik. Hip-hop sert de olabilir yeter ki sınırını , konuşacağını, anlatmak istediğini bil ve onu vatandaş anlasın. İlla al gülüm gel gülüm de olsun istemedik.

Ceza: Yerine göre çok ağır söylemler de var. Günlük hayatta da insanlar birbirlerine ağır küfürler ediyorlar ama başka bir yerde duydukları zaman 'Aaa küfür ediyor' oluyor. Ki biz albümde küfür etmedik zaten. Küfür gibi olan yerleri de sansürledik, kötü örnek olmasın diye. Tabii sert söylemler var içinde, sitem, belli bir isyan olduğu için sert bir söylem de gerekiyor. Bir şeyi direkt söylemek yerine dolaylı yollardan kelimeyi yerleştirmek, cümlenin içine koymak, ona göre metinler hazırlamak bir sanattır.




Türkiye'de rap altın çağını mı yaşıyor?

Ceza: Yok bence daha değil. Çok güzel günler göreceğiz.

K.H: Rap müziği çok güzel bir kalp atışı yakaladı. Millet ısındı ve asıl olayı anlamaya başladılar. Medya ve televizyon da bize destek olursa daha da güzel olacaktır.

Rap müziğin popüler olması ilerde dejenere edileceği korkusu oluşturmuyor mu?

Ceza: Kesinlikle hayır. Her tarz müzik popüler artık dünyada. İnsanların kimi popüler olmak için, ünlü olmak için müzik yapar kimisi de iyi müzik yapar popüler olur. Bizim işte yaptığımız bu. Biz müziğimizi yapıyoruz insanlar beğendiği için popüler oluyoruz. İyi müzik yaparsanız insanlar sizi duyar, keşfeder ve dinlerler. Hip-hop da böyle bir müzik, güzel olduğu anlaşıldıkça Türkiye'de popüler olmaya başladı. Birçok pop sanatçısı düetler istiyor, kendi saundlarında hip-hop materyalleri kullanıyorlar.

Dizilerde rap müziğin çokça kullanılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ceza: Bu ufak bir örnek ama ben bunun çok başarılı olduğuna inanıyorum. Bana ve diziye de çok yararlı oldu. Daha önce de yirmiye yakın sinema filmine ve tiyatro oyunları için müzikler verdim. Bu çalışmalar çok güzel ve önemli. Yaptığınız işin ciddi bir şey olduğunun kanıtı bir anlamda. Yaptıklarınızın sanatın başka bir alanından istenmesi ve değer verilmesi benim için çok anlamlı ve sanatınızın nereye geldiğinin bir göstergesi. Gidip sansasyonel bir şey yapmak ya da bir magazin olayında boy göstermenin yerine bir diziye müzik vermeniz daha güzel.

Bir rap star yarışmasında jüri üyesisiniz. Yarışmadan gerçek bir star çıkar mı?

Ceza: Bu programı yapmam için bana bir buçuk seneden beri ısrar ediyorlar. Aslında öncesinde ben bu programın çok fazla kişiyi etkileyebileceğine inanmıyordum. Ama mantıklı düşündüğüm zaman neden olmasın dedim. Bana Anadolu'dan çok fazla mail geliyor ve gençler rap müziğiyle ilgili bir şeyler görmek istiyor televizyonda. Eğitimiyle ve nasıl yapıldığıyla ilgili bir şeyler görmek, eleştirileri dinlemek istiyorlar. Program daha yeni başladı. Başta bana göre büyük yanlışlıklar oldu ama ilerleyen zamanlarda düzelteceğiz. Biz bu işin başında olmasaydık, kesinlikle çok kötü olabilirdi. Şu anda yapımcıların, yönetmenin ve üçüncü kişilerin etkileriyle bir şeyler yapılıyor. Ama önümüzdeki haftadan itibaren rap müziğiyle ilgili, inşallah, daha düzgün şeyler göstereceğiz. Bu Türkiye'de rap müziğinin tarihine geçecek bir olay. Kesinlikle yararlı olacağına inanıyorum. Bizim için de farklı bir heyecan. Devamı olacaksa da bizim istediğimiz gibi olacak. Kimse tedirgin olmasın, bu program müziğimize çok hayran kazandırıyor. Buradan da bir rap star doğacak bence.

Son zamanlarda toplumun her kesiminden ve her ideolojiden insan rap müziği dinlemeye başladı. Bu nasıl oluştu sizce?

Ceza: Ben bu toplumun içinde, Üsküdar'da, doğdum büyüdüm. Komşularımız Ermeni ve Rum'du. Ama aramızda hiçbir zaman inanç sorun olmadı. Biz bu şekilde büyüdük; Alevî-Sünni, inançlı inançsız konularının lafı dahi geçmedi. Arkadaşlığımızı böyle sürdürdük ve müziğimizde de bunu anlatmaya çalışıyoruz. İnsanlara bakıyorum başka düşünen öbürüne öteki muamelesi yapıyor. Bunu ortadan kaldırmamız lazım. Zira her koyun kendi bacağından asılır. Biz müziğimizde bu havayı soluyan her gencin çektiği problemleri, ortak dertleri anlatıyoruz ve herkes bizim müziğimizde kendine ait bir şey buluyor. Ben ne dini ne de ideolojik bir görüşü müziğime alet etmiyorum. İnsanlar inançları yüzünden birbirlerinden uzaklaşmasınlar. Bomba Plak bunun aksini düşünenlere en güzel cevap bence. Killa Hakan'la yan yana gelmemiz de çok önemli bir örnek. İnsan hesabını öbür tarafta verecek zaten. Bu dünyada kimsenin kimseye hesap kesmeye hakkı yok.

K.H: Bu türden tartışmalara gülüp geçmekten başka yapacak hiçbir şey yok. Aramızda hiç böyle bir muhabbet dolaşmaz. İster zenci ister Hıristiyan olsun, hiç fark etmez. Bizim merkezimizde insan var. Biz güzel bir dünya için çalışıyoruz.

Filistin konusunda bir çıkışınız oldu. Bu albümde de savaşı eleştiriyorsunuz. Bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Ceza: Bu konuyu her albümde ve her fırsatta dile getiriyoruz. Her albümde savaşı kınayan ve eleştiren bir şarkımız mutlaka oluyor. Filistin konusunda sürekli takipteyiz. Sonuçta gazetelerin ve televizyonların gösterdiği kadar görüyoruz orayı. Gerçeklerin daha acı olduğunu biliyoruz. Burada insanlar büyük bir zulüm gördü. Bunu yapan insanlar tarihten hiç ders almamışlar. Bu insanların bir şekilde uyarılması ve durdurulması gerekir. BM ve Amerika'nın gücü yetmedi İsrail'i durdurmaya. Bizim gücümüzün yetmeyeceğini biliyorum ama en azından bu toplumda yaşayan gençler bir şeylerin farkında olsun. Ezilen bir halk olduğu zaman seslerini çıkarsınlar. Biz sorumluluk sahibi müzisyenler olduğumuz için halkı da uyarıyoruz. Bizi dinleyenler laylaylom şeklinde dinlemesin. Verdiğimiz mesajlara dikkat etsinler. Filistin sorunu var, bunu bilsinler ve zamanı gelince onlar da tepkilerini göstersinler. Bu albümdeki Paydos şarkısı bu durumu özetliyor. Orda geçmişte yapılan birçok zulme telmih ederek insanları uyarıyoruz. İsrail Filistin'de büyük bir insanlık ayıbı yaptı. Bunu her zaman eleştiriyorum.

K.H: Orada bir zulüm var ve sanatçı olarak bize insanları uyandırmak düşer, biz de bunu yapıyoruz. Bir zulüm olursa parmak kaldırır ve gösteririz. Bu insanlık görevimiz.

Azat - Sokak ( Yeni Single )

Azat, sokak, single rap, rap indirAzat'ın yeni single parçasının ismi “Sokak” Deneysel Hip Hop öğeleri taşıyan single’ı sizlere sunuyoruz, keyifli dinlemeler..

mp3: Azat - Sokak ( yeni Single )

baytar

İlgili aramalar: müzik - ::: sagopa kajmer - baytar klip ::: -  sagopa -  kajmer -  baytar -  ikimizi -  anlatan -  bişey -  romantizma -  anektod -  evin -  delisi -  da -  poet -  hit -  yok -  deme -  hit -  çok -   -   -  kolera -  kuvvetmira -  rap -  klip -  ceza -  turkish -  mic -  check -  dj -  akman